Şehir Dokusu
Kamusal Mekanlar
Dini Mekanlar
Evler ve Eşyalar
Kent ve Deniz

Mekan ve İnsan

Mekanları insanlar oluşturmakla kalmaz, gündelik yaşam pratikleriyle onları değiştirir ve dönüştürürler. Ama diğer taraftan da o mekanların içine nüfuz etmiş değerler, anlamlar, kurumsallaşan kullanım biçimleri içinde yaşayan insanları biçimlendirir.

1950’lili yıllar İstanbul’da köklü değişimlerin olduğu yıllardır. İstanbul’un binlerce yıllık tarihi boyunca süreklilik gösteren kentin mekânsal yapısı ve işlevleri, etnik ve kültürel çeşitliliği, Altın boynuz denilen Haliç, Boğaziçinin yeşil tepeleri, tarihi yarımada ve Galata silüetiyle belirlenen görünümü 1950’lili yıllarda yavaş bir biçimde, 1970’li yıllarda ise dramatik bir biçimde değişir. 1990’lı yılların sonlarına gelindiğinde İstanbul plansız ve düzensiz dev bir metropole dönüşmüştür.

1 milyon 200 bine yakın nüfusuyla 1950’lili yılların İstanbul’unun mekânsal yerleşim alanı neredeyse 19. yüzyılın başındaki sınırlarındaydı; gökdelenlerin, boğaziçi köprülerinin, geniş oto yolların olmadığı, trafik sorununun yaşanmadığı bir kentti. 1960’ta 1.882.092 olan İstanbul’un nüfusu, 1970’te 3.019.032’ye, 1980’de 4.741.890’a, 1990’da 7.309.190’a ulaştı ve 1990’ların sonuna doğru 11 milyonu aştı. Kırsal kesimden içgöçle artan nüfus, kentin yerleşme alanı ve sınırlarından görünüşüne, topografyasına, yaşam tarzlarından siyasal davranış modellerine, toplumsal yapıdan tüketim ve üretim biçimlerine kadar her şeyin değiştiğini işaret ediyordu.    

Kaynak: İstanbul Ansiklopedisi 

Bu başlık altında arama yapmak için tıklayınız.

 

Proje HakkındaGaleri  Arama  Benim İstanbul'umİstanbul DergisiSite Haritasıİletişim