Yeme İçme Kültürü

İstanbul, pek çok millete pek çok kültüre ev sahipliği yapmış. Her milletten her kültürden kendine bir şeyler katmış. Roma döneminden Osmanlı dönemine kadar buralardan geçen herkes kendi damak tadını damak lezzetini bu topraklara yansıtmış. Şehirde yaşayan değişik etnik gruplar, Türkler, Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Levantenler, Çerkezler, Gürcüler vb. her gelen kendi kültürü kendi geleneği ile biraz daha zenginleştirmiş İstanbul mutfağını. Yüzyıllara dayanan debdebeli saray yemekleri, fakir halkın sade yemekleri zaman içinde kaynaşmış ve sözlü olarak dilden dile annelerden kızlarına aktarılarak günümüze kadar aktarılmış.

Dünyanın önemli mutfakları arasında yer alan İstanbul mutfağı, baharatın dengeli ölçülerde kullanıldığı, karmaşık salça ve sosların kullanılmadığı, taze ve kaliteli ürünlerin tercih edildiği lezzetli yemeklerden meydana gelir. İstanbul denilince ilk akla gelen deniz, deniz denilince de balık, barbunya, lüfer, palamut…... İstanbul’da et denilince ise Osmanlı döneminde kuzu ya da koyun eti ve ciğer….. Bunun yanında çok zengin bir zeytinyağlı ve meze kültürü de gelişmiş. Bir de tabi buğday ya da çeşitli hububattan yapılan ekmek. Üzerine de İstanbul’a özel kaşık tatlısı çevirme, irmik tatlısı en son olarak acı ama kırk yıl hatırlı bir kahve.

Tabi bu kadar lezzetli bir mutfağın da meşhur lokantaları olmalı değil mi. Pandeli, Konyalı, Abdullah lokantası gibi.

Kaynak: İstanbul Lezzeti. Sula Bozis

Bu başlık altında arama yapmak için tıklayınız.

 

Proje HakkındaGaleri  Arama  Benim İstanbul'umİstanbul DergisiSite Haritasıİletişim